Hekimin tedavi sırasında standart uygulamayı yapmaması, bilgi ve beceri eksikliği veya hastaya tedavi vermemesi ile oluşan zarar olarak tanımlanabilir.Hekimin hastaya karşı edimini gereği gibi ifa etmemesi olarak da izah edilebilir. Hekimin hastasına özenli tıbbi uygulama yapmaması, bilgi noksanlığı veya dikkatsizliği sebep olarak gösterilebilir. HastaHakları Yönetmeliği m.       11’de               ise          malpraktis“ Tababetin ilkelerine ve tababet ile ilgili mevzuat hükümlerine aykırı ve ya aldatıcı mahiyette teşhis ve tedavi yapılamaz.”şeklinde tanımlanmıştır.

Yargıtay 13. H.D. 2008/4519 E. ve 2008/10750 K. sayılı içtihadına göre tıbbın gerek ve kurallarına uygun davranılmakla birlikte sonuç değişmemiş ise örneğin komplikasyon durumlarında doktor ve hastane sorumlu tutulmamalıdır.

Hekim   tazminat              sorumluluğu       kapsamında        hafif      kusurundan         dahi               sorumludur. Hekimin tedaviyi geciktirmesi veya yanlış tedavi uygulaması, sağlık kurumunun organizasyonundaki hatalar, tedavi sonrası hekimlerin yükümlülüklerini ihmal etmesi yahut hastalığın en başında yapılan teşhis hatası mal praktis davalarının başlıca nedenleri arasındadır. Sadece hekimler değil tüm sağlık personeli mal praktis davaları ile karşı karşıya gelebilecektir.

Sağlık personelinin yükümlü olduğu tıbbi uygulamaları yanlış uygulaması veya ihmal etmesi haksız fiil ya da sözleşmeye aykırılık oluşturabilir. Bu durumda hasta ve yakınlarının haksız fiil sebebiyle tazminat talep etme hakları doğacaktır. İş gücü yetersizliği, tedavi giderleri gibi zarar kalemleri varsa maddi tazminat talep edilebilir. Zararın ispat edilmesi zarar görene aittir.